SİLİKON VADİSİ SAKİNLERİ

BÖLÜM 1: KÜREK SATAYIM BEN!

   Silikon Vadisi’nin en maceralı sakinlerinden Aykut Karaalioğlu’nun Data Analiz Şirketi Mobile Action’ı nasıl kurduğunu, bu süreçte neler yaşadığını ve Mobile Action’ın ne olduğunu merak ediyorsanız, buyurun.

   Şimdi bu arkadaş, Bilkent Üniversitesinde Uluslararası İlişkiler bölümünü okuduktan sonra benim orada olmam lazım deyip doğru San Francisco’ya (yani meşhur Silikon Vadisi) gidiyor.  Oradaki büyük şirketlere (Facebook, Twitter, Google, Yahoo… ) iş başvurularında bulunuyor, hepsinden ret cevabı alıyor.

     O aralarda herkes bir uygulama yapma peşinde bununla Silikon Vadisinin manidar hikâyesi birleşiyor ve Aykut diyor ki: KÜREK SATAYIM BEN. Diyeceksiniz şimdi ne alakası var diye, olay şöyle; 1800’lü yılların sonunda çıkan bir haber ile 5 milyon insan Silikon Vadisine altın aramaya geliyor fakat bu altın arayanlardan sadece 5 bin tanesi altın bulabiliyor. Peki, en çok altın kazananlar kimler biliyor musunuz? Kürek satanlar. Aykut’un hikâyesi burada başlıyor. Ve bu fikir de aklına Silikon Vadisine gittikten 2 yıl sonra geliyor. E haklı, bu işler için düşünmek gerek. Daha sonra ilk ve en büyük müşterisi olan e-Bay Aykut’u arıyor. Diyor ki, Aykutçuğum sen çok yattın, bizde tam sana göre bir pozisyon var; gel, çalış. Aykut’ta daha ortada olmayan ve görüşmeye gittiğinde orada gördüğü bir panoda yazan MOBİLE kelimesi ve günün ekşınını birleştirerek saniyeler içinde “MOBİLE ACTİON” şirketinin ilk adımlarını burada attırıyor. Sundukları pozisyonu reddeden Aykut, zaten kendi şirketi olduğunu söyleyince insanların ilgisini çekiyor ve diyorlar ki:” Neymiş bu Mobile Action tam olarak?”

    Sonunda en sevdiğim kısma geldik. Mobile Action bir Data Analiz şirketi. Piyasada bir sürü geliştirilmiş ve geliştirilmekte olan uygulama var ve son kullanıcıya ulaşmaları zor oluyor. Milyonlarca uygulamanın arasında seni rakiplerinden ayırabilecek, öne çıkarabilecek ve önüne tahmini bir plan koyabilecek bu yazılım. Aykut’un deyişiyle;

        1-     Görünürlüklerini arttırma,

        2-     Reklam harcamalarını nerelerde, ne zaman yapmalarını gerektiğini,

        3-     Özellikleri ne zaman eklemelerini gerektiği

      hakkında danışmanlık hizmeti veriyor.

         Aykut’un şirketi (o zamanlar tek kişilik şirket -sadece Aykut-) , bu hizmetleri günde 16 saat çalışarak insanlara veriyor. e-Bay, Mobile Action’u diğer şirketlere öneriyor derken birden 15 müşteriye çıkıyor ve 6 ay sonunda 500.000 dolar parayı kasaya atıyor -bu sırada hala arkadaşının kanepesinde yaşıyor-. İşler böyle iyi gidince Aykut’a bir arkadaşından bu işi otomatiğe çevirme önerisi geliyor. Etraftaki tanınmış yatırımcılardan da bir milyon dolar destek alan Aykut kendini profesyonel bir şirket sahibi olurken buluyor.

         Aykut diyor ki : “O zamanlar Bilkent mezunuyum ama yemek siparişi verirken bile zorlanıyorum. O İngilizceyle bir de Fortune 500 şirketlerine gidiyordum iş görüşmesine, onları müşteri olarak bağlıyordum ve konuştuğumu da %90-%95 kapatıyordum.”

      Bu süreçte Bilkent’teki mühendis arkadaşlarıyla iletişime geçiyor Aykut ve yazılımı (ürünü) geliştirip tamamlamaları 6 aylarını alıyor. 40 farklı analitik aracı (tool) bir araya getirip akıllı bir analitik araç oluşturuyorlar. Aykut hala günde 16 saat çalışıyor. Yatırımcılardan gelen şu tavsiye ile “Aykut, sana bugün bir otobüs çarpsa ne yapacaksın?” yanına 3-4 kişi alıyor. İlk sene 1 buçuk milyon dolar parayı kasaya atıyor. E, 1 milyon dolar da yatırımcılardan gelmişti, sene sonunda arkadaşımızın kasasındaki toplam para oldu mu 2 buçuk milyon dolar? Yatırımcılar “ Aykut artık para harcaman lazım” dediğinde cevap şu oluyor “Anadolu çocuğuyuz biz, harcayamayız.”

        Tam bir sene sonunda 1 müşteriden 150 müşteriye -hepsi San Franciscoda- gelen Aykut, şirketin daha da büyüdüğünü ve yatırıma ihtiyaçları olduğunu fark ediyor. Yatırımcılardan sürekli gelen mailler sonucu yatırımcıları kıramıyor ve bir 2 milyon dolar daha yatırım alıyor. Mobile Action 1,5 yıl sonra 20 milyon dolarlık bir şirket haline geliyor. Aradan bir 3 yıl daha geçiyor ve 2016 yılında şirkete gelen tekliflerin 100 milyon dolar olduğunu söylüyor Aykut. 10 yıl sonra kendini nerede görüyorsun? Denilince de “10 milyar, 20 milyar,30 milyar dolarlık bir şirket kurmak istiyorum” diyor ve şirketin kalıcı olabilmesi konusundan da şöyle bahsediyor “10 yıl değil 100 yıl ayakta kalsın istiyorum.

        Teknoloji yerini taşınabilir teknolojiye, taşınabilir teknoloji yerini giyilebilir teknolojiye bırakıyor bu kadar hızlı ilerleyen teknolojinin gelişmesine ve değişmesine bu yazılım ön ayak oluyor ve teknoloji de tabi ki bu yazılımın gelişmesini sağlıyor. Bu kadar zekice tasarlanmış ve kurulmuş, sadece bir fikirden çıkan bu döngünün durması mobil cihazları bırakmamıza bağlı gibi duruyor fakat gittikçe küçülen ve üstümüze yerleşen bu cihazların yok olması bir distopya kurgusunu andırıyor ancak şu dönemlerde. Silikon Vadisi Sakinlerinin bu bölümünde San Francisco’daydık, bakalım diğer bölüme yolculuk nereye?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir